Bitmeyen girizgâh

Bu yazıyı paylaş

 

Wood-railway

1 Mayıs’ta vira bismillah dedim, üstünden 10 gün geçti, hâlâ yaz(a)madım.

*

Hürriyet İK’da yazarken çok zorlandım.

Birincisi (her köşe yazısı için geçerlidir bu söyleyeceğim), bir ‘patron gazetesinde’ yazıyorsunuz. Hani Ertuğrul Özkök’ün dediği gibi ‘babamızın köşesi’ değil. Bunu hiç aklınızdan çıkarmamanız gerekir. Aklımdan çıkarmadım ama, söyleyeceğimi de söyledim.

İkincisi, bir ‘reklam gazetesinde’ yazıyorsunuz. Hayır için değil, ana gazetenin satışlarını arttırmak ve reklam almak için yayımlanan bir gazete. Genelde şirketlere, patronlara, özellikle de reklamverene karşı ‘dikkatli’ olmak zorundasınız. Kimseyi doğrudan hedef almadım, kimseyi kayırmadım. Çok da sallamadım.

Üçüncüsü, bir tür ‘uzmanlık gazetesi’, adı üstünde insan kaynakları: Yazı konunuz da dolayısıyla sınırlı. Ve ilk başladığım günlerde, uzmanı olduğum bir alan da değildi.  Onun için teknik konulardan kaçındım.

Dördüncüsü, haliyle, bir ‘köşe yazısı’, yeriniz sınırlı, şu kadar satır yazmanız gerekiyor. Ne az ne fazla. Biz gazeteciler zaten buna alışığız.

Ve nihayet beşincisi , bir ‘süreli yayın’. Haftada bir yazıyorsunuz. Mesela gazetenin hazırlandığı Cuma sabahı bilgisayarınızın başına oturup, “Hadi bakalım, öğlene kadar bir yazı yapmam gerek” diyorsunuz. Beni en çok bu zorladı. Oysa Hürriyet-internette ve, daha önce, Milliyet’te her gün (bazen günde 4-5 yazı) yazarken hiç zorlanmıyordum. İK yazılarını ancak ‘bıçak kemiğe dayanınca’ yazabiliyordum. (Ayrıca, aynı sebeple bir konuyu devam ettirme, işleme şansınız da yok, okur bir hafta önce yazdığınızı hatırlamak zorunda değil.)

*

Bu 5 zorluktan ilk 4’ü burada geçerli değil. Patron benim, reklamverenim yok (olursa bakarız), alanımız daha geniş (tabii ki öncelikle çalışma hayatı ama sınırımız ‘hayat ve insan’) ve yer sorunumuz yok.

Ama belli ki, beşincisi, ‘süreli yazma sendromu’ beni burada da zorlayacak.

Onun için burada, en azından yazılar oturana kadar, bir frekans sözü vermeyeceğim. Aklıma geldikçe, söyleyecek bir şeyim oldukça, uzun kısa demeden (hani teşbihte hata olmaz, uysa da uymasa da) yazacağım.

Ona göre…

 

Bu yazıyı paylaş

“Bitmeyen girizgâh” için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir