Çalışma hayatı ve türler arası ilişkiler

Bu yazıyı paylaş

869665clown006cc

Defteri kitabı kaldırın!” diyecektim ama, Baby boomer’dan X kuşağına geçerken zaten kaldırmıştınız. O zaman bari arkanıza yaslanın beni öyle dinleyin.

Dersimiz = Tabiat Bilgisi
Konumuz = Türler arası ilişkiler

Uzun ve teorik anlatmak yerine, türler arası ilişkilerden bir iki örnekle yetinelim.

*

ASALAKLIK

Bir canlının diğer bir canlıyı sömürerek ve ona zarar vererek yaşadığı ilişki. Örnek : Köpeğin kanını emerek yaşayan kene.

Çalışma hayatındaki asalaklardan örnek istiyorsanız, onu da vereyim.

X Şirketi personel taşıyan, getir götür işlerini yapan ‘taşeron şoförler’ istihdam ediyor. (Yani bu şoförler ücretli değil. Anlaşmalı çalışıyorlar, yaptıkları kilometre başına bir ücret alıyorlar ve şirkete fatura kesiyorlar.)

Ancaak, bu şoförlerin anlaşması X Şirketi ile değil, Z Şirketi ile.

Bu şirket, X’in patronunun (bir baltaya sap olamamış) küçük kayınbiraderine ait. Hiçbir ekonomik işlevi yok. Sadece, patroniçenin kardeşi sıfatıyla, X ile taşeronların arasına girip, hiçbir iş yapmadan şoförlerden % 10 komisyon alıyor. Yani asalak…

Bu bir ‘kazan-kaybet’ ilişkidir.

*

KOMENSALİZM

Latince cum (= ile) ve mensa (masa) kelimelerinden türemiş bir kelimedir. ‘Aynı masayı paylaşan’ mealinde. Ev sahibinin yemeğini misafiriyle paylaştığı bir ilişkidir. Bu ilişkide misafir kârlı çıkar, ev sahibinin kârı zararı olmaz.

Mesela rehber balığı, peşisıra gezdiği köpekbalığının avından artan yiyecek parçalarıyla beslenir. Palyaço balığı, deniz şakayığının içine saklanarak yaşar. Gibi.

Gene X Şirketi’nde, bu kez patronun, hayatı Kuaför (pardon, heyr staylist & dizayner) Okşan ile H&M arasında geçen kızı söz konusu. Sigortalı olsun diye bordroda ‘yönetim kurulu başkanı danışmanı’ gibi gösteriliyor haçan. Sigorta primi, almadığı maaştan ödeniyor, şirkete bir külfeti yok.

Bu bir ‘kazan-ne kazan ne kaybet’ ilişkidir.

*

SİNANTROPİ

Eski Yunanca syn (= birlikte) ve anthrôpos (= insan) kelimelerinden türetilmiş bir bilimsel tanımdır.

Mesela mutfakta ekmek kırıntılarıyla beslenen böcek, ambardaki buğdayı yiyen fare, tavanarasına ağını ören örümcek, yahut daha masum, yuvasını çatının altına yapan kırlangıç, sinontrop denilen türlerdir.

Görüldüğü gibi, sinantrop denilenlerin hepsi zararlı hayvanlar değil. Ama hepsi, evrim sürecinde, insanla yakın temas kurarak bundan bir çıkar sağlamayı öğrenmiş canlılar.

Bu ilişkiye de, aslında elle tutulur bir iş yapmayan, zaten üç kuruş maaşa talim eden, ama nasılsa muhtelif sebeplerle işten atılmamayı başaran (benim ‘ne kaa ekmek o kaa köfteci’ adını verdiğim) ‘düşük profilli’ çalışanlar örnek verilebilir.

Bu da farklı bir ‘kazan-ne kazan ne kaybet’ ilişkidir.

*

AMENSALİZM

Bu tür ilişkide, türlerden biri zarara uğrarken, diğeri ne kâr eder ne zarar. Kazanan yoktur, sadece kaybeden bir taraf vardır.

Mesela pazar günleri Belgrad Ormanları’na inen Homo Piknikus cinsi ayı, topun peşinde koşarken genç fidanları ezer, mangal yapacağım diye ağaç dallarını kırar, çevreyi ve akarsu kaynaklarını kirletir… Bunun Piknikus’a bir getirisi yoktur, ama diğer canlı türleri ağır zarar görür.

Bu ilişki türüne çalışma hayatından bir örnek ne olabilir?

Daha önce çalıştığı şirketi batırdığı için Q Şirketi’nin CEO’luğuya ödüllendirilen bir yönetici. Adına mesela Ahmet diyelim. İşi hiç bilmediği ama bilmediğini bile bilmediği için, kristal dükkanına dalmış bir Piknikus misali, şirketin kâr getiren branşlarını ‘reorganizasyon’ adı altında işlemez hale getiren; kimin ne iş yaptığını bilmediği için, şirketi ayakta tutan çalışanları kapıya koyan; icra kurulunu kendisi kadar cahil bir takım kifayetsiz muhterislerle dolduran; neticede şirketin canına okuyan bir yönetici. Sonunda, artık devirdiği çamlar bini aşınca görevden alınan, ama Türkiye’de (kötü yönetilen şirketlerde) işini iyi yapmanın getirisi, kötü yapmanın götürüsü olmadığından, ensesinden tutulup kapıya koyulacağına ‘merkez valiliği’ne alınan (yani Holding’de dandik bir sıfatla boş otursun diye maaş, araba, şoför, sekreter falan verilen) Ahmet.

Şirket büyük yara almış, ama Ahmet bundan artı eksi etkilenmemiştir.

Bu bir ‘kaybet-ne kazan ne kaybet’ ilişkisidir.

*

Ve bu noktada zil sesiyle uyanan öğrenciler arkalarına bile bakmadan koşarak çıkarlar…

PS: Lütfen alttaki ‘uyarı yazısı’na da bir göz atın.

 

Bu yazıyı paylaş

“Çalışma hayatı ve türler arası ilişkiler” için 2 yorum

  1. Canlılar alemi, alemdir.
    Organizmalarda ne varsa, Organizasyonlarda da o var..
    Güzel anlatımınız için teşekkürler..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir