Kıblesi patron olanın…

Bu yazıyı paylaş

 

İsmi lazım değil, büyük bir gruba bağlı büyük bir şirkette çalışan bir yönetici anlatıyor, kendi cümlelerimle aktarıyorum:

“30 yıldır grup şirketlerinde yönetici olarak çalışıyorum.

Bu 30 yıl boyunca, yönetici seviyesinde neredeyse tek bir ‘doğru atama’ya şahit olmadım desem, abartmış sayılmam.

Bu sürede, tepe yönetimde, herhalde 40-50 yönetici gelip gitti. Her atama duyurusunu okurken kendi kendime aynı soruyu sorduğumu hatırlıyorum:

Acaba çok aramışlar mı?

Yanlış yere yanlış adam seçildiği o kadar barizdi ki.

Bu seviyedeki her atamadan sonra, çevremde aynı yorum yapılırdı:

Gene birileri patrona işe yaramaz birini pazarlamış!

(Onlar pazarlamış demiyordu da, benim terbiyem müsait değil!)

Çünkü balık baştan kokar derler ya, hata her seferinde patrondaydı.

İşi bilmediği, daha doğrusu iş bilmediği için;

insanları tanımadığı için;

ve asıl, her haltı bildiği (!) ve bilgiye değer vermediği, bilgili insanlara (biraz da bilgisizliğin ve görgüsüzlüğün verdiği kompleksle) saygı duymadığı ve bu yüzden danışmayı da bilmediği için…

birileri tarafından yönlendiriliyor (etkilendikleri de ya bir menfaat bekleyen insanlar, ya çevresine topladığı, sizin deyiminizle, kifayetsiz muhterisler [bakınız aşağıdaki ‘Kifayetsiz muhterisler ve ‘cahil cesareti’ başlıklı yazı], ya da bir takım sosyetik eş dost…)

adayları yanlış kriterlerle değerlendiriyor ve sonuçta istisnasız – ısrarla söylüyorum – istisnasız her seferinde yanlış adam seçiyordu.

Seçtiği yanlış yönetici de haliyle kendinden daha bilgisiz ve kifayetsiz bir ara yöneticiyi seçiyor ve bu böyle, aşağıda doğru gidiyordu.

Ve neticede yönetici seviyesi giderek düşüyordu.”

Gelen, 4-5 sene çalışıp gözden düşüyor ve gidiyormuş.

“Son olarak son derece muhteris ama bilgisiz bir yönetici kızcağız vardı, o da gitti. Tabii o ‘Ben ayrıldım’ diyor sağda solda ama, bakmayın siz. İşten çıkarıldı. Zaten iş tecrübesi yoktu, insan tecrübesi yoktu, yönetim tecrübesi yoktu, o göreve neden getirildi, anlamamıştık. O zaman, bir başbaşa konuşmamızda, kendisine söylemiştim:

– Bizim şirkette yöneticilerin kıblesi patrondur; yüzlerini patrona, sırtlarını çalışanlara (ve işe) dönerek, sadece patrona hoş görünerek, sadece ‘yapar gibi yaparak’ o koltukta oturacaklarını zannederler. Gün gelir, böyle yönetilen bir şirkette işler haliyle kötü gittiği için, patron bir günah keçisi aramaya başlar. Eeee, kötü gidişattan patron sorumlu olacak değil ya, kendini kapıda bulursun. Kalıcı olmak istiyorsan vazgeçilmez olacaksın. Vazgeçilmez olmak için de işini çok iyi bilmen, ekibinin desteğini alıp çok çalışman lazım. Patronla arama konferansına girmek yok kayağa gitmek yetmez!

Ama dediğimi anlamadı. Geçenlerde kovuldu…”

Böyle diyor 30 yıllık tecrübeli yönetici. (Sen nasıl 30 yıldır o şirkette çalışıyorsun, diye sormadım artık.)

Haftaya hatırlatın da, şu ‘günah keçisi’ konusunu bir konuşalım.

 

 

 

 

Bu yazıyı paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir