Vasatokrasi’nin 2 kuralı

Bu yazıyı paylaş

Michel-Butor-Photo-by-Philippe-Bonan

Fransız aydını, roman ve deneme yazarı (Yeni Roman akımının öncülerinden) Michel Butor Türkiye’de pek tanınmaz.

Geçen hafta Le Monde’un kitap ilavesi için verdiği bir mülakatte; kendisinden nasıl bahsedeceğini, kitaplarını nasıl haber yapacağını bilemeyen gazeteciler için; başladığı kitabın nereye varacağını, roman mı, deneme mi, anı kitabı mı, ne olacağını asla kestiremeyen (ve kendisini yönlendiremeyen) editörler için, her zaman “bir soru işareti ve bir sorun” olduğunu söylüyor ve “Bu durum heyecan verici ama aynı zamanda zordu”, diyordu.

Karakter olarak bana çok benzeyen – daha doğrusu benim benzediğim, çünkü adam babam yaşında – Butor’un basın ve yayın dünyasıyla ilişkilerini okurken, kendi çalışan kariyerimi düşündüm.

Neden yöneticiler (gazeteciler veya idareciler) kelimenin en hafif anlamıyla benden hazzetmediler, diye.

Pek çok cevap verilebilir. Bunların çoğu benden kaynaklanıyor olabilir. Mümkündür. Hatta muhtemeldir.

Ama en az birinden eminim.

Birlikte çalıştığım (gazeteci olsun idareci olsun) yöneticilerin, işine bakışını ve iş yapış şeklini eleştirmem… daha doğrusu ‘eleştirerek baktığımı bilmek’, bu ‘kifayetsiz muhterisler’i (bakınız Hürriyet-İK, 30.11.2008) her zaman rahatsız ve huzursuz etti.

Oysa ‘vasatokrasi(bakınız Hürriyet-İK, 26.07.2009) yüksek sesle söylenmeyen bir ittifaka dayanır.

Bu gizli ittifakın kurallarından biri, “kimse ‘acaba bu iş daha iyi yapılabilir mi?’ diye iş yapış biçimini sorgulamayacak” der. Bu sayede işler, vasatların kıt bilgi ve yeteneğiyle yetinecek şekilde yürütülmeye devam eder. Kimse oyunu bozmaz, kral çıplak demez.

Bu kuralı korumanın da bir kuralı vardır: Biri çıkar da ‘Bir dakika arkadaşlar, bizim iş yapış şeklimiz acaba doğru mu? Acaba işimizi daha iyi yapmak mümkün mü?’ diye sorgulayacak olursa, bu ‘içimizdeki İrlandalı’yı derhal dışlayacaksın, tecrit edeceksin, zarar veremez hale getireceksin, olmadı yalanla, iftirayla ‘günah keçisi’ haline getireceksin, ayağını kaydıracaksan.

(Bir kere daha : İstisnalar yani iyi yöneticiler elbette vardı, ancak bu, yukarıdaki genel kaideyi bozmuyordu.)

Bu yazıyı paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir