Gazetecilik meslek midir? Meslek nedir?

Bu yazıyı paylaş

gazetecilik-suc-degil-sb

Blogdaşım Ahmet Eryılmaz, SADE YAZILAR’da üniversite / dal / meslek seçiminden söz etti, konu dejenere oldu, kendimizi ‘EŞ SEÇİMİ’ gibi son derece tehlikeli bir konuyu tartışır bulduk. (Bakınız: sadeyazilar.com)

Meslek seçimi deyince, aklıma yıllardır dilime doladığım ve meslektaşlarımı çok kızdıran bir konu geldi…

Gazetecilik meslek midir?

*

İyidir kötüdür ayrı konu, küreselleşme bir vâkıadır.

[Burada küçük bir baba mirası ‘dil yaresi’ parantezi açalım:

Vak’a (isim – k’dan sonra kesme ile söylenir) : Olay, hadise

Vâkıa (isim – ilk a uzun okunur) : Vuku’ bulmuş bir iş, gerçek.

Vâkıâ (zarf – her iki a da uzun okunur) : Gerçi, her ne kadar… 

“İyidir kötüdür ayrı konu, küreselleşme bir vakıadır” cümlesi ‘… küreselleşme diye bir gerçek vardır’ anlamına gelir.]

Annemin dedesi gazeteciymiş, ama ben tanımadım.

Babam gazeteciydi, iliklerine kadar gazeteciydi. 60 yıl boyunca. Ben de bu yüzden gazeteciliğin içine doğdum, 6-7 ay öncesine kadar da gazetecilik yaptım.

Babam bana ‘gazeteci ol’ demedi, olma da demedi, ne yazık ki ‘şu mesleği seç’ de demedi. Keşke deseydi.

Ben de zaten bu işi ‘by default’ seçtim.

Niye Türkçe söylemiyorsun, vıdı vıdı…

Başka şey yapma imkanım olmadığı, başka iş bilmediğim, daha iyi bir fırsat çıkmadığı için… Daha doğrusu, 25 yıl kadar önce, Konda Araştırma Şirketi uykuya girip açıkta kalınca, bana sunulan 3 seçenek içinde (yedek parça şirketi, sigorta şirketi, gazete) yapabileceğim bir tek gazetecilik olduğu için ‘başlangıç ayarlarına’ dönmek zorunda kaldım… Bilmem anlatabildim mi?

Bana kariyer günlerinde, eğitimlerde, üniversitede ders verirken ‘Neden gazeteciliği seçtiniz?’ diye sorduklarında ‘Mecbur kaldım, kaldırıma düştüm’ dediğimde söylemek istediğim buydu.

(‘Kaldırıma düşmek’, esprisi yaparken, gazeteciliğin Türkiye’de Turgut Özal’la başlayacak yozlaşmasını ve Recep Tayyip Erdoğan ile orospuluğa döneceğini tahmin edemezdim elbette. İktidar medyasındaki kimi gazetecilere benzettiğim için orospulardan özür diliyorum. Orospuluğun da bir haysiyeti vardır.) 

Ama babam, her zaman ‘Gazetecilik bir meslek değildir’ derdi. Gazetecilik bir pozisyondur, bir görevdir, bir iştir, ama bir ‘meslek’ değildir. Gazeteciler ne derse desin…

Bana ‘O zaman meslek nedir?’ diye sorarsanız, size cevap vermekte zorlanırım.

Zaten bu konuya, şunu söylemek için girdim:

Hele hele küreselleşen ve göçmenleşen bir dünyada…

Gene bir ‘es’ verelim. Göçmenleşmekten maksadım iki: (1) Küreselleşen dünyada artık Londra’da, Paris’te, Pekin’de, Dakar’da, Erbil’de çalışmaya hazır ve ehil olmak zorundasınız. Yeni teknolojiler de çok daha mobil olmanıza imkan sağlayarak, bu gidişatı destekliyor. (2) Her an, savaşlar, doğal afetler, ekonomik şartlar sebebiyle, şehrinizi / memleketinizi terk edip göçmek zorunda kalabilirsiniz, kimsenin güvencesi yok.

Hele hele küreselleşen ve göçmenleşen bir dünyada, diyordum, ‘her zaman ve her yerde’ geçerli bir meslek seçmekte fayda var. Nedir bu meslekler? Bilmiyorum. Ama mesela bir tıp doktoru, bir diş doktoru (diploma denkliği sorunu bir yana) dünyanın her yerinde ekmeğini kazanabilir. Bir bilgisayar programcısı da öyle. Bir otomobil tamircisi, bir tesisatçı, bir kunduracı da…

Ama bir gazeteci, hayır.

Meslek seçerken, bu yanını da düşünmek gerek.

 

Dip not: Diş doktoru İstanbul’u bırakıp bir sahil kasabasında hayatını kazanabilir. Ya bir  gazeteci? ‘Gazetecilik bir meslek değildir’ derken, argümanlarımdan biri de buydu.

 

 

Bu yazıyı paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir