Yazıyon yazıyon ama, daadsız!

Bu yazıyı paylaş

 

Es kaza okuyorsanız eğer, farkına varmışsınızdır.

Birincisi, iki haftadır tek satır yazmadım. Daha doğrusu sadece ‘Yazasım yok’ demekte yetindim. Bu darbeye bile benzemeyen darbe girişimi çok keyfimi kaçırdı. Sözünü edesim, anlatasım yok. En azından şimdilik. Bakarız.

İkincisi, ve burada konu etmek istediğim, son iki haftaya kadar yazdıklarımın da zaten tadı tuzu yok.

*

Çetin Altan yazmıştı, o da Bal Mahmut’tan dinlemiş:

1.Dünya Savaşı yılları.

Romanya’yı Osmanlı askeri işgal etmiş. Genç bir Osmanlı zabiti de, emirberiyle birlikte Bükreş’teki bir eve yerlemiş. Evin sahipleri evlerini, yaşlı mı yaşlı, bir gözü şaşı, bir ayağı da aksayan emektar kadın hizmetçilerine bırakarak, kaçıp gitmişler kentten.

Genç Osmanlı zabiti, sabahları kalkınca emirberini çağırıyor:

– Mehmeeet, gel buraya!

Mehmet hemen koşuyor komutanının yanına ve hazırola geçiyor:

– Emret yüzbaşım…

– Bana çay demle…

– Emredersin yüzbaşım…

Üç gün, beş gün hep böyle… Emirber Mehmet daha sabah gün ışıldarken traşı yerinde, çakı gibi, kapıda hazır!

Derken Mehmet’te bir gevşeme başlıyor…

Ya yüzbaşının çağrısını duymuyor, ya biraz gevşek gelip, biraz gevşek geçiyor hazırola…

Genç Osmanlı zabiti, fark ediyor Mehmet’teki sarsaklığı ve bir sabah çağrısına yine geç kalan emirberine:

– Ulan Mehmet, diyor, bak doğru söyle; sen geceleri o şaşkoloz ihtiyar hizmetçi karıyı s.…yosun değil mi?

Mehmet hazırolda put gibi, gayet ciddi cevap veriyor:

– S….yon, s.…yon yüzbaşım da…

Bir an duraklıyor:

– Ama daadsız!

 

(Sürecek)

 

 

Bu yazıyı paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir