Şirketlerde ‘merkez valiliği’ veya ‘eski koca sendromu’

Bu yazıyı paylaş

 

Merkez Valisi’ ne demektir bilir misiniz?

Pasif göreve alınan – aslında görevden alınan – ama devlet memuru oldukları için işten atılamayan valiler, Ankara’ya ‘Merkez Valiliği’ne çekilirler. Memurlar.net sitesi şöyle diyor: “Merkeze çekilen valilere genellikle herhangi bir başka iş verilmiyor. Bu valiler özlük haklarını koruyorlar ve maaşlarını almaya devam ediyorlar.

Aynı uygulama şirketlerde, özellikle de holdinglerde de vardır.

Her zaman olduğu gibi ‘kötü yönetilen şirketler’den söz ediyorum. İyiler üstüne alınmasın.

CEO’lar, söz konusu şirket bir gazeteyse yayın yönetmeni eskileri, tepe yöneticiler ‘ihtiyaç fazlası’ haline geldiklerinde merkeze alınırlar. AŞ ise danışman adı altında patron katına, holding ise holding merkezine.

Sebep?

Tabii kimse açıkça söylemez.  Bir iki tahminde bulunalım:

  1. Patronun vefa hissi (gülmeyin, niye olmasın?).
  2. Kimsenin ‘Seni kovuyoruz kardeşim’ demeyi gözünün yememesi. Görevden almayı ‘Sana … olarak ihtiyacımız var’ yalanıyla yedirme ihtiyacı. (Bakınız ‘köylü patron’ yazısı)
  3. Görevden alınan tepe yöneticinin bazı ‘hassas’ bilgilere sahip olması.

Sonuç?

Gereksiz maliyet = Şirket hiçbir işe yaramayan (çok) yüksek ücretli bir çalışanı, sekreteriyle, şoförüyle, makam aracıyla vs taşımaya devam eder.

Haksızlık, adaletsizlik hissi = Aynı şirket / holding genelde aynı zamanda ‘tasarruf tedbirleri gereği’ düşük maaşlı ama çok iş yapan insanları işten çıkarmakta olduğundan, başarısızlıktan sorumlu olduğu halde hiçbir iş yapmamak için 20 kat maaş almaya devam edenler  moralleri büsbütün bozar.

Halefe olumsuz etki = Başarılı olmadığı için görevden alınan ve ‘hiçbir şey yapmadan aynı şartlarda oturmaya devam eden’ birinin yerine gelmek, halefi için olumsuz etki yapar.

(a) Başarısız olsam da kaybedeceğim çok şey yok, diye düşünecektir.

(b) Ama daha kötüsü, ‘yan odadaki eski koca’ sendromudur:

Bir gazetede çalıştım, 20 yıl kadar önce, aynı çatı altında gazetenin eski 6 genel yayın yönetmeni  çalışıyordu. Eskilerin hepsi yazar olarak tutulmuştu, maaşlarını bilmem ama en azından görünür yan haklarıyla. Haftada 1 bilemedin 2 köşe yazdıkları için zamanları boldu ve en sevdikleri iş… çay bahanesiyle bir araya gelip, yeni genel yayın yönetmenini eleştirmek ve altını oymaktı.

Öyle olmasa bile, yeni genel yayın yönetmeni için (= yeni koca) bir öncekinin veya önceki genel yayın yönetmenlerinin (= eski kocalar) yandaki odada oturduğunu ve her yaptığını takip ettiğini ve eleştirdiğini bilmek sevimsiz bir şey.

Peki, ne yapmalı?

Lüzumsuz ise söndürmeyi bilmeli.

 

 

Bu yazıyı paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir