Kifayetsiz muhterisler ve ‘cahil cesareti’

Bu yazıyı paylaş

 

İzniniz olursa, hâlâ güncel olan bazı eski yazıları burada ara ara tekrar yayımlamak istiyorum. Maksadım, tabii biraz tembellik yapmak ama asıl, aradan geçen zamanda, sözünü ettiğim konularda en küçük bir ilerleme, iyileşme kaydetmediğimizi göstermek.

Hürriyet-İK’daki ilk imzalı yazımdı, daha köşe yazısı değil bir haber gibiydi.

Kifayetsiz muhterisler‘ diye bir kavram uydurmuştum o yazıda. Laf tuttu çünkü Türk şirketlerinin önemli bir gerçeğine parmak şey yapıyordu, parmak basıyordu. 7-8 sene geçti, kurumlara ve çalışanlara en azından vakit kaybettiren bu ‘şirket zararlıları‘ azalmadı, arttı.

(Bu arada, yazının sonuna koyduğum videoyu lütfen seyredin, Türkiye’de ne uzmanlar yetişiyor bakın. Sendromu psikolojik hastalık zanneden, aptallıkla cahilliği aynı şey sanan, Türk ve dünya tarihine vakıf… Çok eğlenceli.)

Şöyle yazmıştım, 30 Kasım 2008’de…

KİFAYETSİZ MUHTERİSLER VE ‘CAHİL CEHALETİ’

Bazen Amerika’yı yeniden keşfetmek işe yarar. Amerigo Vespucci’nin işine yaradı mesela: Kristof Kolomb’un 1492’de yeni bir kıta keşfettiğini keşfettiği içindir ki, kıtanın adı Kristofa değil Amerika olarak kaldı.

New York Stern School of Business’te görevli psikologlar Justin Kruger ve David Dunning’in tarihe geçmelerine vesile olan bulguları, yani Dunning-Kruger Etkisi adıyla literatüre geçecek olan teorileri de, Türk sağduyusunun yüzyıllardır ‘cahil cesareti’ dediği şeydir aslında.

Journal of Personality and Social Psychology’nin Aralık 1999 tarihli sayısında yayımlanan teorileri özetle ‘Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır’ der. (Bu cümle de Charles Darwin’e aittir zaten.)

Metin çözme, araç kullanma, tenis oynama gibi çeşitli alanlarda yapılan araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır:

* Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.

* Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.

* Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.

* Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle, antrenmanla artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.
Değerlendirme zaafı

İki uzman daha sonra, bu teorilerini test etme fırsatı da buldular. Cornell Üniversitesi’nden 45 öğrenciye bir test yaptılar, çeşitli sorular sordular. Ardından öğrencilerden ‘testin sonucunda ne kadar başarılı olacaklarını tahmin etmelerini’ istediler. En başarısızların (yani sadece yüzde 10 ve daha az doğru cevap verenlerin), testin yüzde 60’ına doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi günlerinde olsalar yüzde 70’e ulaşabileceklerine inandıkları ortaya çıktı. En iyilerin (yani en az yüzde 90 doğru sonuç alanların) en alçakgönüllü denekler olduğu (soruların yüzde 70’ine doğru cevap verdiklerini düşündükleri) görüldü. (Not: Dunning ve Kruger bu çalışmalarıyla 2000 yılında IgNobel de kazandılar.)

İki uzman psikolog bu bilinçsizliği, ‘kronik kendi kendini değerlendirme (auto-evaluation) yeteneksizliğine’ bağlıyorlar. Çalışan, kendi kapasitesini değerlendirmekten ve eksikliğini teşhis etmekten acizdir. Ama asıl vahim olan, bu ‘yetersizlik + haddini bilmeme’ kokteylinin, mesleki açıdan, karşı koyulmaz bir itici güç oluşturması. Kariyer açısından bir eksiyken, artıya dönüşmesi.

İşinde çok iyi olduğuna yürekten inanan ‘yetersiz’, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık duymayacaktır. Aksine bunu bir ‘hak’ olarak görecektir. ‘Uyanıklık’ bilecektir.

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar ise çalışma hayatında ‘fazla alçakgönüllü’ davranarak kendilerine haksızlık edecekler, öne çıkmayacaklar, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmayacaklar, kıymetlerinin bilinmesini bekleyecekler (ve bilinmeyince için için kırılacaklar ve kendilerini daha da geriye çekecekler) ve muhtemelen üstleri tarafından ‘ihtiras eksikliği’ ile suçlanacaklardır. Üstleri de zaten genelde ‘aynı yoldan geçmiş’ insanlardır.

Buna, insan kaynaklarının, iki benzer CV arasından, ‘kendine güvenen ve iyi sonuç alma olasılığı yüksek’ adayı tercih edeceği gerçeğini de eklerseniz, Dunning-Kruger Sendromu’nun Peter Prensibi’nin (*) yatağını yaptığı da ortaya çıkar.

Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselecekler ve daha yukarılara çıkacaklardır. Etrafınıza bir bakın, uzmanlara hak vereceksiniz.

(*) Peter Prensibi: Her çalışan, iş ortamında yetersiz olduğu noktaya kadar yükselir, der. Bunun doğal sonucu olarak, yüksek makamlar daima yetersiz insanlar tarafından işgal edilir.

Hürriyet-İK, 30.11.2008

 

 

Bu yazıyı paylaş